Jul 4, 2011

“Komünist Manifesto” üzerine...

Marx ve Engels'in Komünist Manifestosu

    Mark ve Engels’in bu manifestoyu yazmış olmalarında, Avrupa’da komünizm fikrinin zemin bulduğunu ve bunun en yakın zamanda kitlesel olarak yayılacağını ön görmüş olmalarıdır. İngiltere, Fransa gibi ülkelerde yaşanan endüstri gelişimleri ve işçi sınıfının durumu, sosyolojik olarak değerlendirilmesi gereken bir konu haline geldi. İşçi sınıfının çok zor şartlarda çalıştırıldığını ve emeğinin karşılığı alamadıklarını değerlendiren düşünürler, bunun kaçınılmaz olarak patlak vereceğini görmüşlerdir. Tamamen mülkiyet ve emek odaklı gelişen komünizm düşüncesi ezen ve ezilen düşüncesinden de gelmektedir.

    Tarihin diyalektiği anlayışı her dönem için geçerli olmuştur. Komünizm ve Kapitalizm de bunun 19. yüzyıl uygulamaları olarak başlamıştır. Fakat modern dönemde liberalizm ile birlikte kapitalizm egemen bir anlayış olarak kabul görmüştür. 19. yüzyılın sosyal yapısı, komünizm anlayışı için ideal görülüyordu. Bunun kaçınılmaz olduğunu belirtmekteydiler düşünürler.



İşçi sınıfı
    Mülkiyet anlayışı tarih içersinde değişimlere uğramıştır. Fransız Devrimi’nin getirdiği özel  mülkiyetin sınırlandırılması ve denetlenmesi gibi konularla komünizm anlayışında ise burjuvazi mülkiyet anlayışının tamamen kaldırılması fikri ön görülmüştür. Özel mülkiyetin tamamen kaldırılmasında, burjuvazi anlayışının halkı ezmesinde yatmaktadır. Modern dönemde ise kapitalist uygulama kendisini her ne kadar özgürlükçü göstermişse de halkı tutsak etmiştir. Modern köle veya anlaşmalı köle diye adlandırabileceğimiz uygulamayı dayatmaktadır.
    
    Komünist Manifesto’da dikkat çeken önemli iki sosyal terim kullanılmaktadır: Burjuvazi toplumu ve işçi toplumu. Burjuvazi toplumunda sermaye kişiseldir. Sermayenin özgür biçimde kullanmasını temel alır. Modern dönemde bunun uygulanması kapitalizmdir. Kapitalizm, temelinde serbestlik yatmaktadır. Manifestoya göre bu serbestlik aslında birilerini korumakta, birilerini de bağımlı hale getirme veya özgürlüğünü kısıtlamaktadır. Bunun özgürlük olmadığını dile getirmektedirler. Bir diğer sorun da emeğin satılması fikri olmuştur.  

    Günümüzde özel mülkiyet uygulaması geçerliliğini korumakta ve bazı yaptırımlarla kişisel haklar korunabilmektedir. Sosyal hayatın temeline birey hakları konmuştur. Manifestonun yayınlandığı dönemin toplumsal yapısı bazı sorunların başlangıcı ve bu sorunların ileriki yıllarda baş göstereceğini öngördü. Bu dönem sadece işçi-patron temelli bir değerlendirme konusu değildir. İngiltere sanayisini hızla geliştirmesi, gelişimin ve büyümenin adımları olarak görülüyordu. Fakat bu gelişim birçok sorunu da beraberinde getirdi. Sanayi toplumu olan yapı kendisini canavara çevirmiştir. Aynı zamanda 20. ve 21. yüzyıl uygulamaları da sosyal adaletin sağlanabileceği yüzyıllar olarak görüldü. Dünya, düşünce olarak kutuplara bölünerek kapitalizm uygulaması vahşi bir görünüm aldı. Tarihsel diyalektik düşüncesinin temelinde de bu uygulama yer almaktadır.

      19. yüzyılda gelişerek gelen bu akım günümüzün sosyal, ekonomik ve kültürel hayatına her yönden etkileri olmuştur.

*Abdullah Korkmaz
. 

No comments:

Total Pageviews