Aug 3, 2011

PKK ideolojisinin temeli Diyalektik Materyalizm'dir

Materyalizm nedir?

Materyalizm genel anlamı ile maddeyi mutlak varlık olarak kabul eden, Tanrı, ruh, sevgi gibi metafizik görüşleri kabul etmeyen, her şeyin temelinin yalnız maddeden ibaret olduğunu öne süren bir felsefi oluşumdur. Bu fikir, tarihin çeşitli dönemlerde ortaya atılmış olup, Allah'ın varlığını inkar etmek için çeşitli çevrelerce savunulmuştur. Eski Yunan filozofları tarafından hararetle savunulan bu görüş, sistemli olarak Aydınlanma Çağı düşünürleri tarafından tekrar gündeme getirilmiştir. Hegel, Hume, Feuerbach, Marx gibi dönemin en meşhur felsefecileri Materyalizmi çeşitli bilim dallarına uyarlamak istemişlerdir. Materyalist felsefede, sosyal olaylar, tarihi çıkarımlar, doğadaki tür çatışmaları, toplumdaki ideolojik çatışmalar gibi birçok olay ve durum gelişimin bir ürünü olarak görülmektedir. Tez-antitez-sentez düşüncesi maddeci bir çıkarım olup sosyal ve doğal hayatın bir sonucudur.

19. yüzyıla gelindiğinde yaşanılan birçok olay, materyalist felsefenin hayatın birçok alanında etkili olduğu düşüncesi çok güçlendi. Siyasi liderler rollerini bu düşüncede ispata kalkıştı. Bilimsel düşüncede ise doğa tarihinde evrim düşüncesi, sosyoloji alanında ise Marx'ın ön gördüğü teori komünizm, psikolojide ise Freud'un düşünceleri kabul gördü. Maddeci söylemde gelişen bu düşüncelerin temelinde evrende hiçbir mutlak güç yani Yaratıcının reddi yatmaktaydı. Sosyal ve doğal olgular yine sosyal ve doğal olgularla açıklanabilir deniliyordu.

Komünizm, Darwinizm'in doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan Faşizm dahi bu maddeci düşüncenin kitlelere empoze edilmesi ile yeni bir toplum yaratılmak istendi. Komünizm ilk bakışta insanlığın yararına geliştirilen bir düşünce olarak görülebilir. Fakat düşüncenin kökeninde yatan en önemli sorun insanlığın Yaratıcıdan tamamen arınması, istenilen koşulların sağlandığı takdirde insanların dini duyguları doğal olarak reddedeceği kanısı veriliyordu. Marx, dinin insanlar tarafından inşa edildiği ve tarihten bu yana böyle olduğunu ifade etmesiyle herhangi bir dini inanışı kabul etmediği anlaşılmaktadır. Böylece dini bir afyon olarak görmüş, insanların aydınlanması halinde bu uyuşukluktan kurtulacağını zannetmekteydi. Siyasi liderler bu düşünceden hareketle milyonlarca insanı tarlalarda zor koşullarda çalıştırarak verdikleri vaatlerin hiçbirini hayata geçirmemiş, halka çok büyük acılar çektirmişlerdir. Stalin, Mao ve Lenin gibi siyasi liderler düşünceleri gereği insanları gelişmiş bir maymun olarak görmüş, hiçbir manevi değere yer vermemiş ve milyonlarca insanı acımadan katletmişlerdir.

PKK Hareketi ve İdeolojik Yapılanması

PKK düşüncesinin lideri Abdullah Öcalan da kitaplarında sosyalist düşünce üzerinde olduklarını şu sözleriyle beyan etmektedir:

“Lenin 1900’de ne ise ben de 21. yüzyıl sosyalizmini temsil ediyorum, reel sosyalizmle savaşarak, emperyalizmle savaşarak yeni sosyalizmi inşa ediyorum.“ (Özgür Yaşamla Diyaloglar, s. 201)

PKK hareketi bazı insanlar tarafından yanlış bilinmektedir. Birçok insan bu hareketin Kürt kimliği adına yürütülen bir hareket olduğunu düşünmektedir. Hümanist düşüncede nasıl bir insan, insan olduğu için değerli olmayıp yalnız insani değerlerin korunması için oluşturulan belirli bir kesimin dikkatini ve desteğini almak için düzenlenmiş bir düşünce birliğidir; PKK hareketi de Kürt halkının değerlerini, maneviyatını ve dinini hiçbir surette kabul edemeyeceği bir yapılanmadır. Sözde Kürt halkının haklarını savunuyormuş gibi ortaya çıkmış olsalar da hangi düşünceye hizmet ettikleri aşikârdır.

Dindar Kürt halkının asla kabul etmeyeceği bu düşünce sisteminde Allah, din, maneviyat gibi kavramlar hiçbir zaman kabul edilmeyecektir. Abdullah Öcalan, bu konuda nasıl bir düşünceye sahip olduğunu şu sözleriyle izah etmektedir:

“Lise dönemlerinde büyük felsefi bunalımı yaşadım. Tanrı ile savaşı verdim, bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum.” (Özgür Yaşamla Diyaloglar, Ekim 2002, s. 257)

Allah'ı tenzih ederiz; kendisini Tanrı olarak görecek kadar küstah bir açıklama yapan Öcalan, ideal devlet sisteminin hangi düşüncede şekilleneceğini çok açık bir şekilde izah etmektedir.

Birçok insan PKK terör örgütünü tanımlarken yanlış ifadeler kullanmaktadırlar. Asıl üzerinde durulması gereken konu ise bu yapılanmanın adının açık bir şekilde ortaya konulmasıdır. PKK manevi duygulardan tamamen yoksun "Ramazan ayında bari yapmayın." gibi ifadelerinden hiçbir şekilde etkilenmeyen, yaptığı saldırıların medyada yankı bulmasını hedefleyen, şehit cenazelerine katılan üst düzey bürokrat insanların aciz durumundan çok memnun olan vahşi komünist, ateist bir örgüt olarak tanımlanması daha doğrudur. Yapmış olduğu güçlü propaganda ile birçok insanı kandırabilmekte, onlara kendi düşüncelerini dayatabilmekte, hiçbir insani duyguyu ön plana almadan yaptığı faaliyetler ile birçok bilgisiz insanı kendi safına çekebilmektedir.

Öcalan, yazmış olduğu kitaplarda manevi duygularla sözde alay etmekte ve kürt halkının müslüman olmasından çok rahatsız olmaktadır. Birçok defa da Murat Karayılan ifadesinde Zerdüştlükten övgü ile bahsetmektedir. Karayılan bir ifadesinde İslam'ı seçmenin bir ihanet olacağını şu sözlerle dile getirmektedir:

“Kürdistan toplumunda her zaman bir ihanet çizgisi varlığını sürdürmüştür. Özellikle İslamiyet`in Kürdistan`a girmesiyle beraber bu ihanetçi çizginin artık çığırından çıkmış olduğu ve kendisine meşru bir zemin yaratmaya çalıştığı bilinmektedir.”



İdeolojik eğitimden geçirilen terörist gurupları tam anlamıyla komünist gerilla hareketinin taktikleri
ile donatmaktadırlar. Milletimize düşen görev romantik izahlardan* sıyrılıp, PKK hareketine kesin çözümün güçlü bir anti-komünist ve anti-materyalist eğitimin verilmesi gerekmektedir. PKK hareketine vurulacak en büyük tokat ise bu yapılanmanın dininin yok edilmesidir. Materyalist temelli bu yapılanma manevi değeri yüksek güçlü ordumuzun desteğiyle yürütülecek fikri mücadele neticesinde çözüme ulaşılacaktır.

*'Romantik izah' olarak değindiğim bu konu hakkında düşünülmesi gereken bazı hususlar var. Birçok devlet adamı manevi değerlerden tamamen yoksun olan bu örgüte karşı çok yanlış ifadeler kullanmaktadırlar. ...Annenizin sıcak çorbasını için... yemek dağıtalım... gibi aciz ifadeler kullanmaktadırlar.


*Abdullah Korkmaz

No comments:

Total Pageviews