Jan 31, 2015

Aidiyet Duygusu


Geçen gün Cumhurbaşkanlığı kortejine destek için toplanan AKP'li gençlerin taşıdığı bayrakların hangi Türk devletine ait olduğu hakkında bir bilgisi olmadığı görüldü. Bu gençlerin kendilerini bu siyasi davaya addettikleri şekilde de olsa görülüyor… Aslında bunun altında oluşturulan psikoloji, sorgulamadan, düşünmeden yapılan bir eylemin getirisi veya götürüsü üzerine olmalı… Bu çıkışın getirisi Batı’nın hegemonyası altında ezilen günümüz İslam dünyasına yeni bir şahlanış imajı vermek ve bu davayı da tarihle yaşamış Türk imparatorluklarının yayılmacı politikasına bağlamaktır. Aslında kastedilen travma etkisi tam da budur! Travma diyorum çünkü halkın gündelik yaşam savaşına bunların hiçbir kazancı ve etkisi yoktur.

Günümüz dünyasında imparatorluk anlayışı çömüştür. İmparatorluk algısı artık yayılmacı ekonomik rekabet anlayışına dönüşmüştür. Bir marka veya kurumun dünyanın farklı lokasyonlarında hatta sanal olarak yaşayabilme alanı oluşturması esasına dayanıyor yeni dünyanın imparatorluk felsefesi… Facebook gibi bir şirketin 1 milyarın üzerinde bir halka ulaşması demek yeni dünyanın bir numaralı imparatoru olmak anlamına gelir. Toprak merkezli bir imparatorluk sevdası yayılmacı pazara arayışına başlandıktan sonra bitti. Yeni dünyanın yeni imparatorları ise, Apple, ExxonMobil, IBM, Microsoft gibi şirketlerdir. Sanayi imparatorları da yerini sanal devlere bıraktılar…

Günümüz Türkiye’sinde romantik, lider merkezli bir siyaset anlayışı hakimdir. Bir liderin etrafında toplanmanın ötesinde her söylediğini kabul etme, itiraz edememe, eleştirememe mekanizması işler. Türkiye siyaseti, bakan, milletvekili, müsteşar, genel sekreter gibi statülerin tek başına hiçbir şey ifade etmediği, bunlar arasındaki ilişkilerin menfaat silsilesi içerisinde sürdürüldüğü bir ortamdır. Hesap verilebilirlik anlayışının ötesinde yargı organlarının bir zümrenin elinin altında olması için çalışan bir sistemdir. Belirli merkezlerin idaresinde gerekli yapılanmaların oluşturulması esastır.

Hâlbuki kişiler kendi uzmanlığı ve gayretlerini sergilerken diğer üst bir yapının yardımına ihtiyaç duymadan, yani adamcılık veya parazitçilik felsefisinden ayrı bir devlet mekanizmasının işlemesi gerekir. Batı demokrasisi bu yüzden istikrarını koruyabilmiş birlikler oluşturabilmiştir. Koltuk siyasetinin ötesinde, o koltuğun yasalar çerçevesinde nasıl kullanılması gerektiği, denetlenebilirliği, yargılanabilirliği ile demokrasiye sahip bilinci korunmanın önemi ile mümkündür. İşte o zaman AİHM, Avrupa Birliği Uyum Paketlerine ihtiyaç duyulmayacaktır.

Değer aşılamanın kolay olmadığı bir ülkede siyaset romantik havadan nemalanmayı bırakmayacak gibi görülüyor. Romantik siyaset ucuz siyaset yöntemidir. Hz. Muhammed’in bir kişide lider olmanın vasıflarını sayarken, yalan söylememesi, hatta namazı veya orucunun kişileri olumlu anlamda yanıltmaması, dindar görünmenin aksine insanlar arası ilişkilerinin nasıl olması gerektiği üzerine durur. Dini değerlere hassas insanların lider seçerken kişinin dini argümanı siyasi çıkarları için kullanıp kullanmadığını çok iyi anlaması gerekiyor. Aksi takdirde ‘Allah ile aldatan’ bir konuma geliniyor…

Türkiye koşullarında halkın yaşam standardına bakılarak nasıl bir duygu içerisinde siyasi irade kullandıkları açıktır. Aidiyet duygusu içerisinde siyaset, sosyal meselelerin çok çok ötesinde bir seyirde devam etmesi, kendisine yer tayin etmesi, halkın çıkarlarını ötelemesi ve geçmişi kıyas ettirmenin ötesine gidemeyecektir.

Hâlbuki siyasetin asıl amacı halkın sıkıntılarının giderilmesinde bir araç olması gerekmiyor muydu?

Sağ ve sol marjlı bir siyasetin ötesinde insani değerlerin üstün tutulması gerekmiyor mu?

No comments:

Total Pageviews