Nov 20, 2014

İtibar Nerede?

Türkiye’nin itibarı ne ile ölçülüyor diye sormak istersek bunun şöyle veya böyle kişi/yapı temelli değil;

Halkın %10’unun işsiz olduğu bir ülke…

Halkın minimum gelir düzeyine oranla Türkiye İstatistik Kurumu’nun verdiği verilerin altında bir hayata mahkûm edildiği, teoride açlık sınıflandırılmasına bile giremediği bir ülke...

Zengin-yoksul uçurumunda Dünya listesinde ilk üçü zorlayan bir ülke…

Basın özgürlüğü konusunda World Press Freedoom adlı kuruluşun verilerine göre Türkiye’nin basın özgürlüğünde sınıfta kaldığı ve 180 ülke sıralamasında 154 sırasında yer aldığı bir ülke…

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün yapmış olduğu araştırmada Türkiye’nin notunun epey aşağıda olduğu bir ülke…

İş güvenliği ve iş hukukunun korunması, sendikal düzenin teşviki gibi konularında milletvekillerinin veya bakanların işçiyi değil işvereni koruduğu (aşikâr deliller) bir ülke…

Gereksiz bütçe harcamalarının ve israfın Cumhuriyet tarihinde görüşmemiş bir anlayışla kullanılması, bununla birlikte yandaş ve adam kayırmacılığı düzeninde devletin malının, imkânlarının hunharca kullanıldığı bir ülke…

Hukuk ve kolluk güçlerinin kişisel menfaat ve saltanatı korumada kullanıldığı bir ülke…

Hukuk organlarına sahip olmaya çalışan bir iktidarın, kendisine muhalif gördüğü kişi veya kurumu yıpratmak veya yok etmek için basın ve kamu yollarını kullandığı bir ülke…

Halkın refah ve yaşam seviyesini düşündüğümüzde bir cumhurbaşkanının çok gerekli gördüğü bir Saray+camii silsilesi ile 1,4 milyar lira tutarında bir harcama yaptığı bir ülke…

Kamu ihalelerinin iktidarın yakın gördüğü kurumlara verilmesi bununla birlikte rüşvet zincirinde bakanların, milletvekillerinin, oğullarının, uzak veya yakın akrabalarının evlerinde para sayma makinelerinin çıktığı bir ülke…

Rüşvetin, yolsuzluğun açık ve net olduğunun belirlendiği fakat bu suçların işlenmesinin önemli olmadığı, bunun ötesinde saltanatı ve adamcılığı, kayırmanın, korumanın önemli olduğu bir ülke…

Yaşanan maden cinayetinde dönemin başbakanının bunun normal olduğunu, tabiat gereği yaşandığını diyebildiği ve akabinde 1800’lerden örnekler vererek sorumluğu üstlenmediği, ilgili bakanların hiçbirinin bile istifa etmediği bir ülke konumundayız.

Birileri itibarı şu sarayla yükseltmeyi düşünüyorsa o halde Türkiye’nin binlerce hatta milyonlarca daha saraya ihtiyacı vardır demektir.

Total Pageviews