Oct 22, 2014

Türk Dış Politikası ve Romantik Hava

Kuzey Irak veya parçalanmış Irak’ın özerk bölgesi “Bölgesel Kürt Yönetimi” Ortadoğu’nun şekillenmesinde, yeniden dizaynında, siyasi çıkarların ve anlaşmaların yapıldığı stratejik bir bölge olarak şimdilik bu haliyle bırakıldı diyebiliriz.

Hükümet dış politikada atacağı adımları hiçbir romantik tavır içerisinde bürünmeden, “liderlik” veya “gündem belirleyen ülke” sıfatını kendisine yüklemeden menfi çıkarlar gözeterek bir politika üretmesi elzem bir durum olmuştur. Hele sınırların kevgire döndüğü bir ortamda, ateş çemberi içerisinde bir dış politika geliştirmek kolay gözükmüyor. Türkiye’nin bu coğrafyada nasıl bir konumda olduğunu tekrar tekrar gözden geçirmesi, gereksiz gündem oluşturmanın ilerisinde gerekli istihbarat ağını oluşturması, stratejik planların yapılması gerekmekte. Gündelik ve değişken bir dış politika tutumunun aksine istikrarlı ve kararlı tavırların takınılması daha inandırıcı olacaktır.

Hükümet bu romantik tutumun faturasını, öngörü acziyeti sonucunda Musul konsolosluğu personelinin IŞİD tarafından kaçırılması ile gördü. Nasıl pazarlıkların yapıldığı ile ilgilenilmemesini söyleyen Cumhurbaşkanı bunun gerisinde bu olayın neden yaşandığını sorgulamanın gereksiz olduğu imasını verdi. Peki bu olayın aniden patlak vermesinde Türkiye’nin istihbarat ağı hangi konularla meşguldü? Bölgede cereyan eden olaylara karşı nasıl bir ajanlık faaliyetleri planlanmıştı veya planlanmış mıydı?

Türkiye bugün gelinen noktada ABD’nin bilgisi olmaksızın IŞİD’e karşı bir tutum ve yaptırım geliştirilememiş hatta IŞİD’in terör örgütü olup olmadığı ve bu gurubun nasıl yapılandığı, Türkiye’nin hangi konumda yer aldığı konuları aydınlatılamamışken, ABD ve koalisyon güçlerinin ortaya çıkması, akabinde Türkiye’den de bir takım şeyler talep etmesi hükümet adına tam bir hezeyana dönüşmüştür. IŞİD’in Suriye’deki Kobane bölgesine girmesi ile uluslararası kamuoyu oluşturulmaya çalışılmış, Türkiye’nin de bu topraklara girmesi istenmiş, bunun için meclisten tezkere çıkarılmıştır. ABD’nin son talebi ile de peşmergeye Türkiye sınırlarından bölgeye girme izni verilmiştir. Her ne kadar bazı siyaset adamlarının PKK/PYD bağlantısının analizi yapmaya kalkışmanın aslında önemli olmadığını da göstermiştir. Türk halkının açıklamaları Beyaz Saray sözcüsünden öğrenmesi de ayrı bir hezeyandır.
Türkiye’nin strateji geliştirmede nasıl bir konumda olduğu, belirsizlikler içerisinde yarına ait öngörülerin ne olacağı, bölgesel çıkarların tekrar ele alınılması gerektiği önemlidir. Peşmergenin silahlandırılmasına kadar birçok konunun Türkiye için nasıl bir karşılığı olacağı derin düşünülmesi gereken konulardandır.

Bununla birlikte Ortadoğu siyaseti üzerine televizyon programlarında konuya aşina olamamış yerli yersiz konuklar, sözde gazeteci, stratejik bilgi yoksunu analistler birtakım uluslararası haber ajanslarının yapmış olduğu yayınları, araştırmaları kullanmakla yetinmekte, referansları bu sınırlar dışına çıkamamaktadır. Bunun en önemli nedeni de Türkiye’de araştırmacı gazetecilik yapan insanların olamayışındandır. Savaş muhabirliği yerine ofis haber çevirmenliği yapılmaktadır. Kalifiye gazetecilik yapan, eleştiren, soru soran bir habercilik anlayışı her geçen gün gerilemektedir. Bu da siyasi yapının nasıl bir Türkiye özlemi içerisinde olduğunu gösteriyor…

Oluşturulan medyanın hangi konularda nasıl haber yapması direktifi verilmesi ile tarafsız medya ağının her geçen gün gerilediği aşikardır…

Total Pageviews