Dec 14, 2014

Paralel Paranoyası Ticareti

"Paralel" sözcüğü ne zaman kullanılageldi diye sorarsanız; dönemin başbakanının yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının ardından mitinglerinde geliştirdiği (eminim yine bir danışman tarafından) bir söylem olarak duymuş olduk. Paralel devlet/yapı ifadesi devlet sisteminin yanında polis-cemaat merkezli bir yapının da yer aldığı düşüncesiydi. Evet, devlet merkezli bir yapının yanında bir başka teşkilatlar gurubu diyebileceğimiz bir teşkilat silsilesi var. Sadece bu cemaatle de sınırlı olmadığı görülüyor. Bu teşkilat silsilesi veya şirket-holding düzeni devletin çıkarlarının dışında bir düzen oluşturduğu söylenebilir mi diye sormak lazım gelir.

Bu “cemaat” veya “Hizmet Hareketi” diye adlandırılan gurubun televizyon kanallarından üniversitelere, okullara, uluslararası ticarete kadar birçok merci içerisinde faal oldukları yadsınamaz bir gerçektir. Fakat devlet-cemaat ilişkisinde cemaat hangi konumdadır? Devletin memurlarının denetleyemediği bir gurup mudur? İmtiyaz sahibi olmuşlar mıdır? Evet, siz eğer eğitim adına bir şeyler yapacaksanız devletin desteği hatta onayı olmadan bunu yapamazsınız. Hizmet Hareketi, yaklaşık yirmi yılı aşkın çalışmamalarına hız kesmeden devam edebilmiştir. Her hükümet döneminde de kendilerine “öteki “ gözüyle bakılmıştır. Hükümetlerin desteği olmuştur diyebiliriz fakat devletin tüm olanaklarının seferber edildiği bir konuma sahip olamayacağı da bir gerçektir.

Fakat bugün gelinen noktada Hükümet, paralel paranoyasını oluştururken polisin ulaşmış olduğu deliller ve akabinde yapmış olduğu operasyonlar neticesinde rüşvet ve yolsuzluğun faturasını suçluya değil kendi yarattıkları bir cadının üzerine yıkmaya çalışmıştır. Bu cadı da cemaat olacaktır.

Bu cadı avını başlattıktan sonra Hükümet, kurmuş oldukları düzende kendileri ile iş yapan medya organlarını da arkasına alarak geceli-gündüzlü bir karalama ve yıpratma politikası yürütecektir. Her ne pahasına olursa olsun yaratılan yandaş medya hükümet lehine her türlü yolu mubah sayacaktır. Gazetecilik anlayışının toptan değiştiği veya değiştirilmek istendiği bir yapı kurulmuş olur. Özel yaratılan bu medya düzeninde menfaati gereği açıklama ve izah yapması istenen sözde programcı-gazeteci güruhun yeni izahlar ve iftiralar geliştirmesi, akabinde özel primlerin alınması önemlidir. Çünkü kendilerinin bile inanamayacağı bu iftira kampanyasına girişmeleri bunun sadece bir davanın sürdürülmesinin ötesinde rant ve işlerin yolunda sakin seyretmesi gerektiğini istemelerinden dolayıdır. Çalıştıkları medya kurumlarının vergilerinin silindiği belgelenmiş, ihalelerin ve oluşturulan havuzlara paraların pay edildiğine birçok insan şahit olmuştur.

Bu medya organlarında “paralel paranoyası” telkini ile bazı kesimin idrakleri, şuurları, ferasetleri darmadağın olmuştur. Neye, nasıl sarılacaklarını bilemeyip, ipe sapa gelmeyen izahlar, açıklamalar, fütursuzca yapılan söylemler ile kendilerini kandırıp bir düzen oluşturmaya çalıştılar... Kurdukları düzende bu güruhun neyin ne olduğunu bilinçaltlarında çok iyi muhafaza ettiklerini düşünüyorum... Bir gün o söylemleri birileri onlara hatırlattığında nasıl bir durum ortaya çıkacak gerçekten çok merak ediyorum. Eğer bugün vicdani bir sorumluluğa sahipseniz bu paranoya üzerinden kazandıklarınız yarın vicdanınızla birlikte benliğinizi perişan edeceğini unutmayın...

Total Pageviews