Aug 26, 2014

Ahlaki Değer Siyaset Üstüdür

Türkiye’de bir dönem sağ-sol düzlemde bir politika yürütüldü. Bugün ise sağ partinin veya sol partinin tam olarak ne istediği, felsefesi, ideolojisi anlaşılamamakla birlikte aynı düzlemde iki kutup siyasi oluşumun ne yazık ki ülke menfaatlerine uygun bir uzlaşı tavrı da mümkün olamamakta… İktidar otoritesini daha da artırmanın gayretiyle önünde kapalı kapı, hiçbir engel olmadığı kanısında; bununda çıkış noktasını sandıkta aramakta… Attığı her adımı halkı göstermenin peşinde, sandığı yani iktidar gücünü bu mekanizma içerisinde kullanmaktadır.


AKP oylarının yüzdesi ele alındığında bir iki seçimle yerelde %43 son genel seçimde ise %49’luk bir oran karşımıza çıkıyor. Evet, bu bir siyasi başarıdır. Fakat siyasi başarıların geri planına baktığımızda romantik havada putlaştırılan bir liderin her yaptığını makul gören bir halk kitlesi yaratıldığı ve hiçbir muhalif tavrın kabul edilmediği bir anlayışa sürüklenmiştir. Bir siyasi parti liderinin meydanlarda fikir ve düşünce insanlarına hakaretler yağdırmasına alkışlarla arka çıkılmasının arkasında psikolojik bir harbin yürütüldüğü anlaşılır. Türkiye siyasi tarihinin hiçbir döneminde insanların meydanlarda hedef gösterildiği “sahte peygamber”, “alim müsveddesi” (ki bu kişiyi yıllardır övdünüz), “aşağılık kadın” gibi ifadelerin arkasında duran bir halk yığını görülmedi. Bu ifadeler belki de Hitler, Mussolini, Mao dönemlerinde muhaliflere karşı kullanıldı.

Dindar gençlik ifadesi bana hiçbir şey ifade etmiyor. İnsanlar dini duyguların ifadesinde öyle bir gençlik yaratacağız ki bunlar “AKP dindarlığının gelişmesini sağlayacak, büyüyecek ve daha da büyüyeceğiz” felsefesine uydurulmak isteniyor. Bunlar sadece AKP değerleri ile dindar olacaklar, eleştirmeyecekler, yeri geldiğinde ses çıkarmayacaklar, üstleri tarafından papaz elbisesi giymeleri istenirse ona uyacaklar, yani dini değerler onlar için çalışacak, onlara itaat edecek… Böyle bir dindarlık, değersiz, aşağılanmış bir din anlayışı ve bu yığınları münafık, çıkarları için yaşayan bir hale getirecek…

Siz belki %99 bir oyla sandıktan çıkabilirsiniz. Halkın kurtuluşunu kendinizde gösterebilir, reklamınızı çok iyi pazarlayabilirsiniz. Diğer %50’lik durumu yok sayabilirsiniz. Önünüze çıkabilecek engelleri kin ve adavetle yok etmek isteyebilirsiniz… Peki bu sizin haklı olduğunuzu gösterebilecek mi?

Değer aşılamaktan bahsetmek istiyorum;
Değer, insanların birbirleri arasından müşterek duygu alış verişi neticesinde oluşan durumdur. Anadolu coğrafyasında müşterek değer olarak görebileceğimiz birçok durum söz konusudur. İnsanların bir arada yaşama kültürü bu coğrafyada daha da güçlüdür. Komşuluk ilişkileri, akrabalar arası münasebetler her ne kadar azalsa bile yine de dünyaya oranla biraz daha ileridir. Bir parti düzeninde ise senden olmayana her zaman öteki gözü ile bakılır. Muhalefet anlayışı da böyledir. Muhalif asla sözlerine itibar edilmemesi gereken, eğer bu parti bağnaz ve benci zihniyette ise aynı karede görünmemek, tokalaşmamak daha da eftaldir. Bugün bu durum tamamen parti düzleminden taşarak halk düzlemine AKP ile sokulmuştur. Aslında 70’lerde sağ-sol çatışması bugün silahsız olmakla birlikte bağnaz, kültürsüz, değersiz bir çizgide radikal söylemlerle sürdürülmektedir. Bir muhalifin iyisine iyi demek ayıp olmuştur onların mecralarında…

Politika, demokrasi gibi kavramlar modern dönemde insanların birbirleri ile olan ilişkilerini, menfaatlerini düzene sokmak, tanzim ve tenkit yolu ile daha iyiye ulaşma gayretleri olarak görülmektedir. Politika iyiye ulaşmada bir çaba mekanizması olarak kabul edilecekse bunun dili-üslubu-tavrı yine modern insana yakışır bir şekilde müşterek konularda birlikte hareket etme, fikir alış verişi yapma, tenkit üslubunu iyi kullanmak gerekecektir. Siyasi tavrın her zaman meşru görülmesi bunun çıkış noktasının seçim ve sandık olacağı anlamına gelmesi büyük sorunları da beraberinde getirecektir. Kendi lehine yasa çıkarmak, istediği kurumu etkileyebilecek konuma gelmek, iktidar gücünü menfaatine kullanmak da halkın verdiği oy ile ölçülecekse bunun ötesinde çok farklı bir durum var demektir.

Biz eğer bir toplum hayal ediyorsak;
İnsanlar arasındaki kavgaları, kutuplaşmaları yaratacak bir duruma izin vermeyeceğiz. Yatıştıracağız. Sükut edeceğiz bazı duygusal durumlarda… Tekme, tokat atmayacağız…
Halkın menfaatine uygun kararlar alacağız. Kendi dünyamızı kurmayacağız. Halkın dünyasını genişletecek, kendimizi kurtarıcı olarak göstermeyeceğiz onların önünde…
Kini, adaveti, saldırganlığı öğütlemeyeceğiz milyonlar/yığınların önünde…
Sevgi toplantılarına gidip azarlamayacağız milleti, istemediğiniz yerden soru sorulunda terslemeyeceğiz gazetecileri, düşünürleri…
Bugün böyle, yarın böyle olacağız demeyeceğiz, istikrarlı olacağız, ne istediğimizi bileceğiz, on yılların vizyonunu ve düşüncesini çizeceğiz…İki günde on yılların düşüncesini değiştirmeyeceğiz, O gömleğin ağır yükünü çekeceğiz…
Öfkelenmeyeceğiz, kızmayacağız halka, onlara hizmet için o koltuğa getirildiğimizi bileceğiz, terslemeyeceğiz “senin oyun senin olsun” demeyeceğiz. O konuma layık olacağız…
Bunları uygularsak o zaman 76 milyonun reisi olma hakkını elde ederiz.

Total Pageviews