May 23, 2015

“Siyasetin Emrine Giren Din”


Geçen gün Sayın Meral Akşener gündemde dolaşan kaset iftiralarına cevap olarak Türkiye’de mevcut siyasetin dini anlayışı otoriterleştirerek tek tip bir din anlayışını hakim kılmaya çalıştığını söyledi.

Türkiye’de son muhafazakâr siyasi oluşumun toplumu din bağlamında nasıl dönüştürdüğünü, bırakın bağımsız eleştiriyi, dini perspektiften bile eleştirilemeyecek bir konuma taşındığını görmekteyiz. Bundan yıllar önce küçük guruplara hitap ederken o günkü kullanılan dini üslup ile bugün muktedir olmuş üslup arasında uçurum var diyebiliriz.

Müslümanın zenginliği ile övünmesi gibi daha birçok izah gösteriyor ki, ulaşılamayacak gibi görülen makamlara çıkabilmek için birçok değerden ödün verilmesi gerektiği sonucu çıkmaktadır.

Bugün siyasi otorite tarafından planlı bir şekilde ortaya sürülen dini izahlara hiçbir dini kurum ve cemaat tarafından eleştiri getirilememesi, siyasi otoritenin susturma, yıldırma, aforoz etme, ekmek vermeme gibi tehdit ve korkutma yöntemlerini kullanmasından gelmekte.

Bugün hükümete muhalif tavır sergileyen kurum veya kişilere nasıl bir baskı ve yıldırma uygulandığına her gün şahit olmaktayız. Muhafazakâr cemaat tarafından sevilen Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan Beyefendi katılmış olduğu bir televizyon programında dönemin Başbakanı’nın halet-i ruhisini değerlendirmesi sonucu malum muhafazakâr basın tarafından dışlandı. Siyasi otoriteye en ufak bir eleştiri getiremeyen güruhun bu korku mekanizmasında nasıl benliklerini sattıklarına, sindiklerine şahit olmaktayız.

Meral Akşener, katıldığı TV programında güç ve buyurgan bir dil ile konuşmanın bağlı bulunulan kitle tarafından nasıl algılandığı, koşulların değişmesi durumunda saygının değiştiğini, kazanma uğruna her türlü ahlaksızlıktan çekinilmediğini de ekledi.

Şartlar üzerinden saygı gösterilen bir siyasi ortamda halkın nasıl bir tarafta durması gerektiğini de siyasi otorite belirler hale geldi. Mevcut otorite dili dini argümanı kullanmadan yaptıklarının din zannedildiği bir ortamda denetlenebilir, sorgulanabilir olmadıkları telkinini vermekte.

Apr 13, 2015

Birlik mesajları çöpe...

Herkes İslam dünyasının parçalanmışlığından yakınıyor...
Gel gör ki kapalı kapılar ardında Suriye'ye İslam ülkelerinin girmesi konuşuluyor, İncirlik hava üssünün ve Kürecik Füze Üssü'nün bölgede konuşlandırılması,
İran ile gereksiz restleşmenin körüklenmesi, yeri geldiği zaman Şii yoğunlukta olan bölgeleri himaye altına alma isteği, gerekirse muhalifleri silah sağlama veya bombalama, İhvanı destekliyor gibi görünüp,
Batı eksenli geliştirilen hükümet krizlerinde darbeyi meşru gösterme gibi daha birçok adımlar gösteriyor ki İslam dünyası önümüzde on yılları bulacak bir eksensizlik ve kendi kaderini tahin edebilecek bir yapılanmaya sahip olamayacak...
Birlikten bahsetmek çok ama çok zor görünüyor...
Asabiye tarihte ne ise hala devam ediyor...
İslam coğrafyasında birlikte yaşama zorunluluğu Osmanlı ile son buldu.
Modern dönemde İslam dünyası modern üstü bir kültür hamlesi yapamadığı sürece Batı eksenli geliştirilen politikaların esiri olmaktan kurtulamayacak...

Total Pageviews