Oct 3, 2015

Yeni Dünya Düzeni (1)

Novus Ordo Seclorum (Çağların yeni düzeni) kavramı merkezi Amerika Birleşik Devletleri olan küresel bir sistemin, kurmuş olduğu hegamonik yapıyı ifade eden küçük bir nişandır. Bu sistemin kurulmasındaki en önemli amaç dini, siyasi ve sosyal olayların tek merkezden ele alınması, yürütülmesi, yönlendirilmesi ve akabinde istenilen yani “her şeyi gören göz” olunması esasına dayanır.

Küresel çapta faaliyet gösteren kültürel ve sosyal gurupların, locaların tek amacı bu toplumsal yapıyı koruma misyonu takınır. Birleşmiş Milletler gibi siyasi oluşumlardan tutun, kültürel mirası koruma adına misyon üstlenen UNESCO, paranın merkezi Amerikan Merkez Bankası: FED, uluslararası çapta faaliyet yürüten yardım kuruluşu UNICEF gibi daha yüzlerce kuruluş ‘Yeni Dünya Düzeni’nin legal kurumları olarak bilinirler. Tabi bunların ötesinde belirli bir toplumsal statüyü koruyan, legal olmayan sosyal örgütler de vardır. Çeşitli felsefi, dinsel veya mistik tavır sergileyen birçok dini tarikat, kültürel gruplar, masonik örgütler, Tapınakçılar ve Yeni Dünya Düzeni’nin dini olarak görülen ‘New Age’ mensupları ile Scientology tarikatı gibi şeffaf olmayan birçok yapı, düzeni koruma adına güçlü ve etkili karar mekanizmalarına hizmet ederler.

Bu düzende insanlığın en önemli değerlerinden birisi olan dini değerleri kökünden sarsabilecek veya saptırabilecek yayınlar yapılmaya çalışılır. Televizyonun yaygın olarak kullanılması ile de kitlelerin “el altına alınması” çok daha kolay olur. Amerikan film endüstrisi, Hollywood’un yapmış olduğu filmler ile dünya üzerinde kurulu sisteme pek muhalif tavır takınılmaması, ‘istenilen’in dışına çıkılmaması esastır. Paranın manipülesinden turun, savaş gerekçesi üretilmesine kadar birçok alanda toplumlar yönlendirilmeye çalışılır. İslamofobi, İsa’nın dönüşü, Armagedon Savaşı, İslami Terör gibi pek çok konuda esaslı yayınlar yapılarak kamuoyu oluşturulur.

Hiç şüphesiz ‘beyaz perde’ veya ‘büyülü perde’ olarak ifade edilen küresel film endüstrisi insanların bilgiye ulaşıp ulaşmaması ile pek ilgilenmez; insanların nasıl bilgiye gerek duymadan yaşaması gerektiği üzerine durur. Bunun için ‘sadece bak!’ prensibini deklare eder. Bunun ötesinde zihin kontrolleri ile insanın bilinçaltındaki hayallerini, isteklerini veya arzularını perçinleyen gerekli mekanizmalar kullanılır.

Supliminal mesajlar ile günümüz toplumunda, para, cinsellik, kumar gibi insanların en basit zaaflarını kontrol altına alabilecek argüman geliştirilmesi; insanlar arası ilişkilerin düzenlenmesinde hırs, bencillik gibi negatif değerlerin bilinçli olarak topluma empoze edilmesi önemlidir. Bu supliminal mesajlar toplumun psikolojik tavırlarını kotrol altında tutmaya yarar.

Yeni Dünya Düzeni’nin en önemli etki alanlarının başında paranın toplum üzerindeki etkisi, kullanımı ve harcanması gelir. Para, tarihten günümüze insanlar arasındaki en etkili iletişim dillerinden biri olmuştur. Tarihte madeni değer taşıyan metallerin ‘para’ olarak kullanılması tabii bir olay olarak görülebilir. Günümüzde ise bu tabii olay yerini ‘kağıt’a bırakmıştır. Paranın değerinin kağıta aktarılması bu açıdan çok önemlidir.

May 23, 2015

“Siyasetin Emrine Giren Din”


Geçen gün Sayın Meral Akşener gündemde dolaşan kaset iftiralarına cevap olarak Türkiye’de mevcut siyasetin dini anlayışı otoriterleştirerek tek tip bir din anlayışını hakim kılmaya çalıştığını söyledi.

Türkiye’de son muhafazakâr siyasi oluşumun toplumu din bağlamında nasıl dönüştürdüğünü, bırakın bağımsız eleştiriyi, dini perspektiften bile eleştirilemeyecek bir konuma taşındığını görmekteyiz. Bundan yıllar önce küçük guruplara hitap ederken o günkü kullanılan dini üslup ile bugün muktedir olmuş üslup arasında uçurum var diyebiliriz.

Müslümanın zenginliği ile övünmesi gibi daha birçok izah gösteriyor ki, ulaşılamayacak gibi görülen makamlara çıkabilmek için birçok değerden ödün verilmesi gerektiği sonucu çıkmaktadır.

Bugün siyasi otorite tarafından planlı bir şekilde ortaya sürülen dini izahlara hiçbir dini kurum ve cemaat tarafından eleştiri getirilememesi, siyasi otoritenin susturma, yıldırma, aforoz etme, ekmek vermeme gibi tehdit ve korkutma yöntemlerini kullanmasından gelmekte.

Bugün hükümete muhalif tavır sergileyen kurum veya kişilere nasıl bir baskı ve yıldırma uygulandığına her gün şahit olmaktayız. Muhafazakâr cemaat tarafından sevilen Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan Beyefendi katılmış olduğu bir televizyon programında dönemin Başbakanı’nın halet-i ruhisini değerlendirmesi sonucu malum muhafazakâr basın tarafından dışlandı. Siyasi otoriteye en ufak bir eleştiri getiremeyen güruhun bu korku mekanizmasında nasıl benliklerini sattıklarına, sindiklerine şahit olmaktayız.

Meral Akşener, katıldığı TV programında güç ve buyurgan bir dil ile konuşmanın bağlı bulunulan kitle tarafından nasıl algılandığı, koşulların değişmesi durumunda saygının değiştiğini, kazanma uğruna her türlü ahlaksızlıktan çekinilmediğini de ekledi.

Şartlar üzerinden saygı gösterilen bir siyasi ortamda halkın nasıl bir tarafta durması gerektiğini de siyasi otorite belirler hale geldi. Mevcut otorite dili dini argümanı kullanmadan yaptıklarının din zannedildiği bir ortamda denetlenebilir, sorgulanabilir olmadıkları telkinini vermekte.

Total Pageviews